Norveç'te bir metal dedektörcüsünün düğme sanıp kenara attığı 900 yıllık eser, son Viking kralı Magnus Barefoot'a ait nadir bir sikke çıktı.
Devamı burada: Düğme Sanılan Nesne 900 Yıllık Nadir Bir Viking Sikkesi Çıktı Arkeofili.
Norveç’te bir metal dedektörcüsünün düğme sanıp kenara attığı 900 yıllık eser, son Viking kralı Magnus Barefoot’a ait nadir bir sikke çıktı.
Sikkenin ön yüzünde haç üstüne haç motifi görülüyor. C: H. Hollund, Archaeological Museum, UiS
Norveç’in son Viking kralı olarak da anılan Magnus Barefoot’un hüküm döneminden kalma nadir bir sikke, araştırmacılar bunun Norveç topraklarında bulunan türünün ilk örneği olduğunu fark edene dek bir düğme sanılmıştı.
Güneybatı Norveç’te, Utstein Manastırı yakınlarındaki bir tarlada bulunan sikke, Magnus’un 1093 ile 1103 arasındaki hüküm dönemine tarihleniyor. Stavanger Üniversitesi Arkeoloji Müzesi’nin Aralık 2025 tarihli açıklamasına göre bu, Norveç topraklarında bugüne dek bulunan türünün ilk sikkesi.
(İlgili: Vikingler İlk Sikkelerini Yapmak için İslami Sikkeleri Kullanmış)
Müze temsilcileri açıklamada, “büyük bir koleksiyon buluntusu, Magnus Berrføtt’un sikke basımına dair de tümüyle farklı bir bakışa sahip olmamıza yol açabilir. Bu düşünce büyüleyici ve yapılan her yeni keşfin önemini vurguluyor” ifadelerini kullanıyor.
Düğme Olmayan Düğme
Metal dedektörcüsü Morten Eek, nesneyi Nisan 2025’te buldu. Nesne, toprağın yüzeyinden yaklaşık 10 ile 15 santimetre aşağıdaki sürüm katmanından geliyordu.
Bir yüzü parlak ve gümüş gibi görünüyordu, ancak diğer yüzü bakırla kaplıydı ve ortasında koyu bir leke vardı. Bu da ona düğmeye benzer bir görünüm veriyordu. Eek nesneyi eve götürdü ve topladığı diğer düğmelerin, aşınmış modern sikkelerin ve hurda metal parçalarının yanına koydu.
Sikkenin düğmeye benzeyen diğer yüzünün yakın görüntüsü. C: H. Hollund, Archaeological Museum, UiS
Ancak aylar sonra Eek koleksiyonunu diğer metal dedektörcüsü arkadaşlarına gösterdiğinde, onlar gümüş yüzün bir Orta Çağ sikkesine benzediğini fark etti. Sikkenin tasarımı, C.I. Schive’in 1865 tarihli “Norge’s Coins from the Middle Ages” (Norveç’in Orta Çağ Sikkeleri) adlı başvuru eserindeki bir çizime benziyordu.
Dedektörcüler bunun üzerine Stavanger Üniversitesi Arkeoloji Müzesi’yle iletişime geçti ve araştırmacılar nesneyi daha yakından inceledi.
İkinci Bir Hayat Yaşayan Sikke
Uzmanlara göre sikke tuhaftı, çünkü biri onu basıldıktan sonra değiştirmişti. Bir yüzüne bakır bir plaka yerleştirilmiş ve sikkenin dış kenarı bu plakanın çevresine katlanmıştı. Kenardaki iki yuvarlak çentik, bir zincirin ya da halkanın takılmış olabileceği yeri gösteriyor. Bu da sikkenin sonradan takı olarak takıldığını düşündürüyor.
Araştırmacılar altında ne olduğunu görmek için bakır plakayı çıkarabilirdi, ancak bunu yapmak nesnenin hassas durumuna zarar verirdi.
Müze temsilcilerine göre eserin bu benzersiz dönüşümü, başlangıçta bir sikke olan şeye insanların kurduğu ilişkiye dair bir şeyler ortaya koyuyor.
Sikkenin röntgen görüntüsünde grifon motifi görülüyor. C: Hege Hollund, Archaeological Museum, UiS
Ekip, sikkenin kaplı yüzünü incelemek için onu röntgenle görüntüledi. Tarama, aslan gövdeli ve yırtıcı kuş özellikleri taşıyan efsanevi bir yaratık olan bir grifon ortaya çıkardı. Bu motif kimi zaman Hıristiyan bir simge olan Aziz Markos’un aslanı olarak yorumlanmış olsa da, müze bu sikkelerdeki hayvanın büyük ölçüde bir grifona benzediğini belirtiyor. Orta Çağ Hıristiyan sanatında grifonlar, İsa’nın hem insani hem ilahi olan çifte doğasını simgelemek için kullanılıyordu.
Sikkenin görülebilen yüzünde ise “haç üstüne haç” motifi bulunuyor. Motifin kolları çift çizgili ve uçlarında küçük yarım daireler veya kase biçimli şekiller yer alıyor. Haç ve grifon motiflerinin birlikte kullanılması, sikkeyi son derece nadir hale getiriyor.
Açıklamaya göre, grifon ile haç üstüne haç motif birleşimini taşıyan çift yüzlü sikkelerin yalnızca dört örneği biliniyor. Bunlardan biri 1863’te Faroe Adaları’nda bulunan Sandur koleksiyonundan, diğer üçü ise bu bahar bulunan ve yaklaşık 5.000 sikke içeren Danimarka’daki Mørstad koleksiyonundan geliyor.
Müze temsilcilerine göre bu tür sikkelerin nadir oluşu, Magnus Berrføtt’un sikke basımının kapsamına dair bize bir şeyler anlatabilir.
Müzeye göre Magnus Barefoot’un hüküm döneminden, 12 farklı keşfe yayılmış toplam yaklaşık 100 sikke biliniyor. Bu da her yeni örneği, geç Viking Çağı ile erken ortaçağda Norveç’te sikkelerin nasıl üretilip dolaşıma girdiğini anlamak açısından değerli kılıyor.
Magnus Barefoot Kimdi?
Magnus Barefoot, giydiği etek benzeri giysiler nedeniyle bazen Magnus Barelegs olarak da anılıyor. Babası Olav Kyrre, diğer adıyla Norveç Kralı III. Olaf’ın ölümünün ardından 1093 yılında kral oldu. Babasının hükümdarlığı, görece barışçıl bir dönem olarak hatırlanıyordu.
Magnus Barefoot ise farklı bir yol izledi. 1066 yılında Stamford Bridge Savaşı’nda öldürülen Norveç Kralı Harald Hardrada’nın torunu olan Barefoot, büyükbabası gibi ününü savaşlar yoluyla kazandı.
Barefoot, hükümdarlığının büyük bölümünü denizaşırı seferlerle geçirdi. Norveç’in gücünü batıdaki deniz yolları boyunca genişletmeye çalıştı. Bu kapsamda Man Adası ve İrlanda Denizi’nin bazı bölgeleri de hedefleri arasında yer aldı.
Müze, onun “bir kralın uzun bir yaşam için değil, onur ve şan için var olması gerektiği” şeklindeki sözle ilişkilendirildiğini belirtiyor.
Ölümü de bu anlayışı yansıtıyordu. Magnus Barefoot, yaklaşık 30 yaşındayken, 1.103 yılında İrlanda’daki bir sefer sırasında pusuya düşürülerek öldürüldü.
Ancak bulunan sikke, Magnus Barefoot’un yalnızca askeri hedefleri hakkında bilgi vermiyor. Müzenin belirttiğine göre sikke, onun gerçekleştirdiği önemli bir iç reformu da yansıtıyor.
Önceki Norveç hükümdarları sikkelerde kullanılan gümüş miktarını azaltmıştı. Barefoot ise yüksek gümüş standardını yeniden uygulamaya koydu. Bu dönemde basılan sikkeler yaklaşık yüzde 90 oranında gümüş içeriyordu.
Sikkenin Barefoot’un yaşamı sırasında Utstein Manastırı’nda kaybedilip kaybedilmediğini kesin olarak bilmek mümkün değil. Bir noktada takıya dönüştürüldüğü için para olarak kullanılmayı bıraktıktan sonra bile yıllarca, hatta nesiller boyunca dolaşımda kalmış olabilir.
Live Science. 10 Temmuz 2026.
| # | Наименование новости | Тональность | Информативность | Дата публикации |
|---|---|---|---|---|
| 1 | Macaristan’da Kasıtlı Gömülmüş 3.400 Yıllık Metal Eserler Bulundu | 0 | 14.72 | 24-08-2025 |
| 2 | Peru’da 3.800 Yıllık Figürinlerden Oluşan Bir Adak Bulundu | 0 | 11.88 | 17-08-2026 |
| 3 | 10 Arkeolojik Eser Eşliğinde Odysseus’un Yolculuğu | 0 | 12.89 | 16-07-2026 |
| 4 | Üzerinde Yıldızlar ve Hilaller Olan 2.500 Yıllık Hançer Bulundu | 0 | 14.43 | 28-05-2025 |
| 5 | Fas’ın Berberi Kıyısında 17. Yüzyıl Korsan Gemisi Keşfedildi | 0 | 13.48 | 23-09-2024 |
| 6 | Britanya’daki Zengin Demir Çağı Mezarları Roma’ya Bağlanıyor | 0 | 11.9 | 17-08-2026 |
| 7 | Büyük Avustronezya Yayılımını Sanat Tetiklemiş Olabilir | 0 | 12.38 | 18-08-2026 |
| 8 | ‘Kral Arthur Salonu’ Düşünülenden Beş Kat Daha Eski Çıktı | 0 | 9.71 | 22-12-2024 |
| 9 | Археологи обнаружили на острове в Норвегии захоронение Бронзового века под кораблём времён викингов | 0 | 13.61 | 15-08-2026 |
| 10 | Antik DNA, Roma Sonrası Avrupa’da Yeni Topluma İşaret Ediyor | 0 | 9.91 | 18-08-2026 |