Kaçırmış olanlar için 2026 yılının Temmuz ayında Türkiye’de ve dünyada dikkat çeken arkeolojik keşifleri bu listede derledik.
Devamı burada: 2026 Temmuz Ayında Öne Çıkan 10 Arkeoloji Haberi Arkeofili.
Kaçırmış olanlar için 2026 yılının Temmuz ayında Türkiye’de ve dünyada dikkat çeken arkeolojik keşifleri bu listede derledik.
10- Kurban Edilen İnka Çocukları Sanılandan Çok Farklı Öldürülmüş
Capacocha adıyla bilinen İnka kurban töreninde ölen üç çocuğun incelenmesi, çocukların son birkaç ayını ve son anlarını ortaya çıkardı.
“Niño de El Plomo” veya El Plomo Çocuğu’nun bir replikası, Şili’nin Santiago kentindeki Doğa Tarihi Müzesi’nde sergileniyor. C: Wikimedia Commons
İnsan kurbanı için seçilen İnka erkek ve kız çocukları, çoğu zaman And Dağları’ndaki yüksek zirvelerin yakınında gerçekleşen ritüel ölümlerinden önce, kutsal hac yolculuklarında binlerce kilometre boyunca İnka topluluklarının arasından geçerek yürüyordu. Mumyaları inceleyen araştırma ayrıca çocukların ölüm biçimlerini yeniden ele alıyor ve Capacocha adıyla bilinen İnka ritüelindeki üç çocuktan hiçbirinin daha önce düşündüğü şekilde ölmediğini buluyor. Uzun süre, El Plomo Çocuğu’nun yüksek zirvede hipotermiden, yani dondurucu soğuğa maruz kalmaktan öldüğü ve Cerro Esmeralda kızlarının boğularak öldürüldüğü düşünülüyordu. Ama yeni çalışma bu fikirleri reddediyor.
Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.
9- ‘Hobbit’ İnsan Türü Avlanmamış ve Ateş Yakmamış
Hayvan kemikleri üzerinde yapılan bir analiz, soyu tükenmiş insan türü Homo floresiensis’in bir avcı değil, leşçil olduğunu ortaya koyuyor.
Yeni bir araştırmaya göre, artık soyu tükenmiş olan ve “hobbit” olarak da bilinen Homo floresiensis türü, leş yiyici olabilir. C: Wikimedia Commons
Ancak yeni bir çalışmada uluslararası araştırmacı ekibi, Homo floresiensis’in davranışlarının gerçekten daha önce sanıldığı kadar gelişmiş olup olmadığını sorguluyor. Araştırmacılar, bulunan kemiklerdeki kesik izleri ve diş izlerinin genel dağılımının “çoğunlukla Komodo ejderlerinin birincil erişimi ile Homo floresiensis’in ikincil erişiminin bir birleşimine işaret ettiğini, burada her iki avcının da bu şekilde Stegodon’u tükettiğini” söylüyor. Ayrıca hobbitler bu eti büyük olasılıkla çiğ yedi; çünkü Stegodon kemikleri üzerinde pişirildiklerine dair hiçbir kanıt bulamadılar. Bölgeden çıkan 4.000’den fazla fare kemiği üzerinde de yanma izine rastlanmadı. Bu da daha önce kömürleşme kanıtı sanılan şeyin aslında doğal manganez lekelenmesi olduğunu düşündürüyor.
Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.
8- Çivi Yazılı Tabletlerde Gizlenen Üç Asur Kralının Adı Belirlendi
Çivi yazısı tabletlerde, Asur İmparatorluğu’nun MÖ 10. ila 8. yüzyıllara ait, daha önce bilinmeyen üç kralının isimleri keşfedildi.
MÖ 762 yılına ait, yeni keşfedilen Asur kralı Tiglath-pileser adına verilmiş bir kraliyet fermanını içeren çivi yazısı tablet parçası. C: Trustees of the British Museum
Bunlardan biri, British Museum’da tutulan MÖ 762 tarihli bir kraliyet bağış belgesinde adı geçen ve “Tiglat-pileser” unvanını benimsemiş bir hükümdar. Bu buluntu, uzun süredir hâkim olan istikrarlı ve büyük ölçüde barışçıl, babadan oğula geçen bir ardıllığa dayanan Asur imgesine meydan okuyor. Araştırmacılara göre, tüm hükümdarların eksiksiz kaydı sanılan Asur Kral Listesi aslında istikrarsızlık ve çatışmaların sistematik biçimde silindiği, idealleştirilmiş bir krallık sürümü sunuyor; imparatorluğun gerçek siyasi yaşamı ise resmî metinlerdeki düzenli silsileden çok, çalkantılı hanedan mücadeleleriyle örülüydü. Bu da insanlığın ilk imparatorluğunun ardıllık düzeninin yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor.
Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.
7- 2.500 Yıl Önce Göçebe İskitleri Seçkin Aileler Yönetiyormuş
Geniş çaplı genetik analiz, Avrasya bozkırındaki göçebelerin, kadınların da dahil olduğu seçkin aileler tarafından yönetildiğini gösteriyor.
Kazakistan’ın doğusundaki Eleke Sazy elit mezarlığından çıkarılan eserler. C: Zainolla Samashev
Yeni bir DNA çalışması, savaştaki vahşetleriyle tanınan, çeşitli göçebe kabilelerden oluşan gizemli İskitlerin, 2.500 yıldan uzun bir süre önce güçlü erkek ve kadınlardan oluşan seçkin hanedanlar etrafında örgütlendiğini ortaya koyuyor. Sonuçlar, bu göçebe gruplar içinde toplumsal eşitsizliğin Demir Çağı’nda, yaklaşık MÖ 900’de ortaya çıktığını gösteriyor. Araştırmacılar yeni çalışmada DNA’ya dayanarak, seçkin bireylerin birbirleriyle akraba olma olasılığının, seçkin olmayan bireylerle akraba olma olasılığından 11 kat daha yüksek olduğunu keşfetti. Bu da bozkır göçebelerini yöneten güçlü, geniş bir aile grubunun var olduğuna işaret ediyor.
Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.
6- Antik Mısır Prensesleri Silah Kullanmış Olabilir
Mısır prenseslerine ait yaklaşık 4.000 yıllık iskelet kalıntıları, saraylı kadınların üst beden kaslarını sürekli kullandığını gösteriyor.
Prenses Ita ile birlikte gömülen ve şu anda Mısır Müzesi’nde sergilenen hançer. C: Sameh Abdel Mohsen
Tartışmalı yeni bir çalışmaya göre, yaylar, oklar ve bir hançerle gömülen birkaç antik Mısır prensesi, yaşamları boyunca bu silahlarla eğitim görmüş, belki de onları avlanırken ya da okçuluk çalışırken kullanmış olabilir. Araştırmacılar, neredeyse 4.000 yıl önce Mısır’ın Orta Krallık döneminde yaşamış altı saraylı bireyin kalıntılarını inceledi. Bu kemikler üzerindeki kas bağlanma bölgelerini analiz eden araştırmacılar, belirgin bazı alanların okçuluk ve silah kullanımı gibi yinelenen etkinliklerle bağlantılı olabileceğini öne sürüyor. Çalışmanın yazarlarına göre kraliyet ailesinin üyeleri, özellikle de kadınlar, okçuluk ve avcılık gibi ustalık ve fiziksel güç gerektiren etkinliklere etkin biçimde katılıyordu.
Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.
5- Suriye’de Bilinen En Eski Çocuk İstismarı Kanıtı
Yaklaşık 6.000 yıl önce Mezopotamya’da bir bebek, bölgede belgelenmiş en eski çocuk istismarı vakası olabilecek bir olayda ağır yaralar almış.
Bilinen en eski kentlerden biri olan Suriye’deki Tell Brak bölgesinde bulunan insan kalıntıları, çocuk istismarı izlerini ortaya koyuyor. C: Arkadiusz Sołtysiak
Araştırmacılar bebeğin kalıntılarını Suriye’de ortaya çıkardı. Bebek öldüğü sırada, yani MÖ 4.200 ile 3.900 arasında bir zamanda, kalıntılar dünyanın en erken kentlerinden biri olan Tell Brak’a gömülmüştü. Araştırmacılar, erken kentleşmeyle ilişkili zorlukların çocuğun istismarında rol oynamış olabileceğini belirtiyor. Ekip, bebeğin diş gelişimine dayanarak çocuğun öldüğünde 6 ila 9 aylık olduğunu belirledi. Geç Kalkolitik Çağ’a ait bir atölye bölgesindeki çocuk mezarlığına gömülen kalıntıların analizi, bebeğin göğüs kemiğinin yakınında dört kırık kaburgası olduğunu ortaya koydu. Sağ uyluk kemiğinde anormal büyüme vardı, kafatasının her iki yanında ise etkin, gözenekli lezyonlar bulunuyordu. Araştırmacılara göre bu yaralanmalar, kemiklerin yoğun ve yinelenen dış kuvvetlere maruz kaldığına işaret ediyor ve lezyonların niteliği kazara bir düşmeyle bağdaşmıyor.
Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.
4- Hohle Fels Mağarası’nda 40.000 Yıllık İki Kuş Figürini
40.000 yıllık bu minik figürler, biri tünemiş, diğeri kanatlarını açmış iki kuşu betimliyor.
Hohle Fels Mağarası’nda bulunan, yaklaşık 40.000 yıllık, mamut dişinden oyulmuş iki kuş figürü. C: Ralf Ehmann / University of Tübingen
Mamut dişinden oyulmuş figürlerin boyutları, bu döneme ait figüratif külliyatın geri kalanıyla karşılaştırıldığında özellikle dikkat çekici. Yaklaşık 2 x 1 x 0,5 santimetre ölçüsündeki figürinler, küçük bir madeni paranın boyutunu ancak aşarken, dönemin figürinlerinin çoğu 3 ile 9 santimetre arasında değişiyor. Küçük boyutlarına karşın, oymalar kayda değer bir ayrıntı düzeyi gösteriyor. Dinlenme konumunda betimlenen kuşun açıkça tanımlanmış, belirgin gözleri var; kanatlarını açmış olan ikincisi ise kendine özgü bir gaga ve arkeologların tüy betimi olarak yorumladığı karakteristik işaretler sergiliyor.
Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.
3- Antik DNA Analizine Göre Tunç Çağı Şamanı Kadın Çıktı
Müze sergilerinde sakallı bir manevi lider ve metal ustası olarak betimlenen, Tunç Çağı’na ait şamanın bir kadın olduğu ortaya çıktı.
Upton Lovell Şaman sergisindeki eserler. C: Wiltshire Müzesi
4.000 yıllık iskelet, mezarda bulunan geniş taş balta, metal işleme aleti koleksiyonu ve gösterişli bir tören pelerininin kalıntılarıyla birlikte, Britanya’nın en önemli Tunç Çağı mezarları arasında görülüyor. Eserler yaklaşık MÖ 1.800’e tarihleniyor. Bu dönem, metal ustalarının kaya parçalarını erimiş metale dönüştürebilme yeteneğinin, onlara toplumda özel, hatta belki manevi bir konum kazandırdığı bir dönem. Birçok kişi bu tür rollerin erkeklere ayrılmış olduğunu varsaymıştı ama bu anlatı son analizle tepetaklak oldu. Kemiklerin ayrıntılı bir analizi, bireyin bir Tunç Çağı kadını için uzun boylu (165 santimetre) ve sağlam yapılı olduğunu düşündürdü. Ayrıca sağ el bileğinde artrit kanıtı vardı. Bu da onun, birlikte gömüldüğü metal işleme aletlerini yaşamının büyük bölümü boyunca tekrar tekrar kullanmış olduğunu düşündürüyor.
Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.
2- Kızıl Piramit Yakınında, İnşasında Kullanılmış İki Baraj Bulundu
Mısır’daki Kızıl Piramit’in yakınında taşıma rampası sanılan yapıların piramitin inşaası için kullanılan hidrolik sistemler olduğu anlaşıldı.
Dahshur’daki Kızıl Piramit. C: Sailko / Wikimedia Commons
Mısır’daki Kızıl Piramit’in güneybatısında, yaklaşık bir yüzyıldır taş taşıma rampası sanılan iki devasa yapı var. Yeni bir çalışma, bunların aslında yaklaşık 4.550 yıl önce inşa edilmiş iki baraj olduğunu öne sürüyor. Araştırmacılar, uydu görüntülerini, tarihi haritaları ve dijital arazi modellerini bir araya getirdi. En önemli ipucu, batıdaki yapının bir yol gibi düz değil, zikzaklı olması. Bu tasarım bir taşıma güzergâhı için anlamsız, ama barajlar ve dolu savaklar için tipik: Su seviyesini fazla yükseltmeden daha çok suyun tahliye edilmesini sağlıyor. Araştırmacılara göre iki baraj birbirini tamamlıyordu. Batıdaki baraj tortuları tutuyor, doğudaki baraj ise suyu depoluyordu. Piramide paralel uzanan yaklaşık bir kilometrelik bir kanal da belirlendi. Bu kanal, suyun piramidin inşası sırasında malzeme taşımak, harç hazırlamak ya da işçilere su sağlamak için kullanılmış olabileceğini düşündürüyor.
Haber hakkında detaylı bilgi için tıklayın.
1- Hatay’da Neandertaller ile Binlerce Yıl Aynı Kültürü Paylaşmışız
Hatay’daki Üçağızlı II mağarasında yaşayan Neandertaller ve Homo sapiens, 20.000 yıldan daha uzun süre boyunca aynı kültürü paylaşıp sürdürmüş.
Üçağızlı Mağarası’ndaki kazılar. C: @ucagizli.magarasi.kazisi
Bu mağaradaki hikâye yaklaşık 77.000 yıl önce başlıyor. Bir grup Neandertal, kendi hayatta kalma stratejilerini ve simgesel kültürünü de yanında getirerek bu mağaraya yerleşti. Zamanla Neandertaller ortadan kayboldu ve yerlerini Homo sapiens aldı. Ancak şaşırtıcı olarak bu yeni sakinler, kendilerinden öncekilerle neredeyse birebir aynı yaşam biçimini sürdürmeye devam etti.
Araştırmacılar mağaranın farklı yerleşim katmanlarına yayılmış altı diş ve kısmi bir çene kemiği buldu. Bu kalıntılar, Neandertallerin mağarada 77.000 ila 59.000 yıl önce, Homo sapiens’in ise 59.000 ila 47.000 yıl önce yaşadığını gösteriyor. Avlanma, toplayıcılık, alet yapımı gibi stratejilerde modern insanlar, Neandertal seleflerinin yolundan gitmiş. En çarpıcı ipucu ise küçücük deniz kabuklarındaydı. Mağaradan çıkan 59 yumuşakça kabuğunun 29’u Columbella rustica türüne ait. Yenmeye elverişli olmayan bu kabuklar tarihöncesi insanlar için süs eşyası anlamına geliyordu. Bu kabuklar tüm katmanlarda karşımıza çıkıyor. Yani Homo sapiens onları da tıpkı binlerce yıl önceki Neandertal komşuları gibi kullanmıştı.
| # | Наименование новости | Тональность | Информативность | Дата публикации |
|---|---|---|---|---|
| 1 | 2026 Haziran Ayında Öne Çıkan 10 Arkeoloji Haberi | 0 | 14.98 | 01-07-2026 |
| 2 | 2026 Ocak Ayında Öne Çıkan 10 Arkeoloji Haberi | 0 | 14.98 | 31-01-2026 |
| 3 | 2026 Nisan Ayında Öne Çıkan 10 Arkeoloji Haberi | 0 | 14.98 | 30-04-2026 |
| 4 | 2026 Mayıs Ayında Öne Çıkan 10 Arkeoloji Haberi | 0 | 14.98 | 31-05-2026 |
| 5 | 2026 Şubat Ayında Öne Çıkan 10 Arkeoloji Haberi | 0 | 14.98 | 28-02-2026 |
| 6 | 2026 Mart Ayında Öne Çıkan 10 Arkeoloji Haberi | 0 | 14.98 | 31-03-2026 |
| 7 | 10 Arkeolojik Eser Eşliğinde Odysseus’un Yolculuğu | 0 | 12.89 | 16-07-2026 |
| 8 | Hâlâ Keşfedilmeyi Bekleyen 6 Kayıp Şehir | 0 | 15.84 | 21-01-2026 |
| 9 | Macaristan’da Kasıtlı Gömülmüş 3.400 Yıllık Metal Eserler Bulundu | 0 | 14.72 | 24-08-2025 |
| 10 | Peru’da 3.800 Yıllık Figürinlerden Oluşan Bir Adak Bulundu | 0 | 11.88 | 17-08-2026 |